Hayatımda ilk kez ödül aldım. Baya sürpriz oldu. Hem de taa Antalya’ dan. Ödüle layık görenler; Antalya iş kadınlarının kurduğu bir dernek. Ödüllerin verildiği diğer kategoriler de özenle seçilmiş dönüşüm ve sürdürülebilirlik temelliydi. Dernek; ben ve Olca’yı Akdeniz’ e nazır beyazdan gözlerinizin kamaştığı muhtemel bol yıldızlı bir otelde misafir etti ve çok onore ederek ödülümüzü takdim etti. Ödül bir heykelcik; 2.yy ilk kadın belediye başkanı Plancia Magna. Yaklaşık 5 kg. ‘Girişimci’ olduğumu duymuştum da üzerinde “iş kadını” yazısını okuyana kadar iş kadını olduğumun da idrakında değildim. Tüm üniversite yılları içinde her dönem sunum yapardık. Karşımızda bölüm başkanından, tüm asistan ve hocalar alt üst sınıflar. Dışarıdan çok rahat olduğum söylenirdi, ama epey heyecanlanırdım elbette çünkü gözünüzün yaşına bakmazlardı ve projede çok eksik çok muhtemeldi. İş sunumları yaptığım da oldu yıllar içinde ama bu başka bir şeydi. Söylemek istediğim çok şey vardı aslında ama sırası yoktu. Sırası orası mıydı bir de? Çünkü ödül haberini aldığım andan itibaren kafam kadın girişimciliğine ya da girişimci kadınlığa fena halde takıldı. Sürdürülebilirliğin dillerden düşmediği ve bir o kadar içinin boşaltıldığı günümüzde süründürülebilirliğin daha bi gerçeğimiz olduğuna takıldım mesela ve hatta çocuklu bir işlere kalkışmış olmanın araba kullanırken yemek yapmaktan farklı olmaması, sonra her kadının hatta çocuğu olduysa bir de çalışmak zorunda kalmaması, kadınlara doğumla beraber 2 yıl ücretli izin verilmesinin şart olması, dünyanın kolonlarını oluşturan ev hanımlarına kesinlikle sosyal, sağlık ve maddi güvence verilmesinin gerekliliği, annem babamın bana hep inanıp yanımda olmaları gerçekliği, nice desteklenmeyen kız çocukları gerçekliği, atölyedeki öğrenci arkadaşlarımın çalışmadan öğrenciliklerini sürdürmelerinin imkansızlığı gerçekliği, paraya asla temas etmediğim benim üzerimden akıp gitmesi gerçekliği, çalışan diğer kadınların da üzerlerindeki tüm dünyanın yükünün bir türlü hafiflememesi gibi gibi, aslında ödül gecesindeki ışıl ışıl tüm kadınlar biz arkamızdaki gerçekleri örtbas mı ediyoruz soruları ve bunca ışıltıyı bu sebeple mi seviyoruz soruları ve daha niceleri içimden geçti durdu. Sonra sahnede beynimin içinde bir kargaşaya döndü ve dilimde fazlaca ıııııı larla beraber ortaya karışık bişeyler deyiverdim. Arencim bana şöyle yazdı aynı gün; "Bol şans diliyorum. Umarım her şey her zamankinden daha aydınlık olur. Sahnede parla"Ben bi 'çalışanımdan' bunu duyduğumda duygulandım gözlerim doldu, içtenliğini bildiğimden ve gerçekliğimi-zi bildiğinden.Sahnede gözlerim dolmadı, duygulanmadım. Anneme babama ve diğer tüm kabuk ahalisine teşekkür etmeyi ve dahi ödül verenlere de teşekkür etmeyi unuttum. Ama öyle ya da böyle parladım mı, parladım ! haha!Saçlarımı yaptırdım, rugan çizmelerimi giydim, ışıltılı makyaj yaptım, son dakika fatmayla yaptığımız ve pek sevdiğimiz ileridönüşüm clutch çantayı sahneye çıkardım.Sebep olana ve olanlara şükranla:)